Bee Goddess markasının yaratıcısı Ece Şirin, 12 farklı semboldeki tasarımıyla bize içimizdeki gücü hatırlatarak mutluluğa ulaşmayı vaat ediyor.
 
Bee Goddess markası altında çeşitli medeniyetlerden sentezlenen tanrıça figürü tasarımlarını hayata geçiren Ece Şirin’in koleksiyonunda 12 sembol bulunuyor. Bu semboller Hindistan’dan Afrika’ya, Güney Amerika’ya, Çin’e, Anadolu’dan Mısır’a kadar birçok uygarlıkta milyarlarca insanı aynı öykülerle ve insanın özünden gelen özlemlerle, duygularla bağlıyor, güç ve ilham veriyor.
 
Mücevher koleksiyonu yapmak nereden aklınıza geldi?
Kendimi mücevher koleksiyonu yapan biri olarak görmüyorum. Felsefesi ve faydası olan bir marka tasarımcısı olarak tanımlanmak aha doğru. Bu projenin çıkış noktası, kişinin kendi içindeki gücü harekete geçirmesine fırsat ve ilham verecek, duygularına hitap edecek anlamlı bir iş yapmak düşüncesi oldu. Dünyanın farklı medeniyetlerinden ve zamanlarından evrenselleşmiş mitolojik kahramanları hayata geçirdim ve bir koleksiyon tasarladım. Tanrıçalar ve semboller hem ilham, hem de güç veriyorlar. Onlar birer tılsım ve çok önemli bir felsefeyi neşeli bir şekilde anlatıyorlar.
 
Bee Goddess ile ne var etmeye çalıştınız?
Bize hep eksik oluğumuzu, daha iyi olmamızı söyleyen marka varken, ben de bunun tam tersini söyleyecek bir marka yaratmak istedim. Çocukken hayal kuruyoruz, ama büyüyünce hayal kurmaya, oyun oynamaya son veriyoruz. Bence insanlığımızı kaybediyoruz. Çağımızın bütün hastalıkları bundan kaynaklanıyor, sonra da onları tamir etmek için varımızı yoğumuzu harcıyoruz. Mutluluğa da sahip olunamıyor. Yani olma halinden bahsediyoruz. Olmaya çalışma halinden değil.
 
Sizin markanız mutluluk mu vaat ediyor?
Markam üstümüzde taşıyacağımız, tenimize değecek, en değerli taşlarla süslenmiş 12 farklı sembolüyle bunu söylüyor. Hayat bir kere yaşanıyor. Amaç onun değerini bilmek. Yaşamda en çok istenen bizi mutluluğa götürecek enerjilerin sembollerini bugünün insanı için yorumladım ve bir koleksiyonda topladım. Daha neşeli, daha sevgi dolu, daha sihir dolu, daha bütünlük içinde, daha anlamlı bir dünya yaratmak yolunda benim de bir katkım olsun istiyorum. Bu bizi farklı kültürlere ve uygarlıklara taşıyor aynı zamanda özümüzdeki duygular ve özlemlerle de birleştiriyor.
 
Markanıza yüklediğiniz anlamları bireysel olarak kendi yaşamınıza uygulayabiliyor musunuz?
Evet uyguluyorum. Zaten marka bu uygulamanın bir sonucu. Kendi içimdeki yaratıcılığı ve bugüne kadar kazandığım tecrübelerimi anlamlı bir şekilde hayat geçirmek, her an zevk aldığım, keyif aldığım ve aynı zamanda başkalarına da fayda sağlayabilecek bir şeylere dönüştürdüm. Bu bir farkındalık ve sorumluluk çalışması. Kendi isteklerime ve becerilerime daha fazla saygı duymayı, güvenmeyi, sezgilerimi harekete geçirebilmeyi bizzat uyguladım. Fikirler teorik anlamda her zaman olabiliyor ama bunları hayata geçirebilmek, cesur olabilmek, zorluklar çıktıkça kendi içimizdeki güçle irtibatta olabilmek çok önemli.
 
Koleksiyonun tasarımlarından da bahseder misiniz?
Koleksiyonda Çatalhöyük’teki ana tanrıça figürünün yanı sıra beş ana elementi simgeleyen, enerjiyi dengeleyen ve dengeden doğan güçle hayallerimizi gerçeğe çevirmeyi temsil eden Tattwa var. Sanskritçe enerji demek. Manji, en evrensel sembollerden biri. Güney Amerika’dan Atlantis, İrlanda, Hinistan, Çin ve Tibet’e kadar seyahat etmiş. Her yerde şans tılsımı olarak zıtlıkları birleştiriyor. Ayrıca güneşi temsil ediyor. Om adlı sembol, kainatta bilinen en önemli güç sembollerinden. Koşulsuz sevgi enerjisini, ruhsal önseziyi, bilgeliği simgeliyor. Batı Afrika’dan gelen Sankofa adlı sembol, değişim ve dönüşüm yolculuğunu anlatıyor. Tecrübeden gelen bilgeliği vurguluyor. Kundalini içimizdeki ilahi yaşam gücünü, şifayı, arınmayı, yüksek ve derin bir benlik sayesinde kişinin kazandığı sağlamlığı betimliyor. Bee Goddess sembolleri adeta bir yaşam mimarisi üzerine oturuyor. Hepimizin içinde taşıdığı ve istediği farklı güçleri, enerjileri ifade ediyor.
 
Kaynak: Bride’s